Akrabalarda ve yakın çevremizde hiç tanık olmadığımız bu hastalıkla tanışmamız anneme teşhisin konulması ile başladı. Sürecin içine girince fark ettik ki aslında ne çok kişi ya atlatmış, ya mücadele ediyor ya da…
Bu son ihtimali düşünmemek için verdiğimiz savaş tabiki çok zordu. Sanırım zaten sürecin en zor tarafı da artık bu bilinçte olmak ve her durumun olabileceğini bilmek ama atlatacağına dair olan inancı asla yitirmemek.
Bu yolda kendinizle ilgili birçok şeye tanık oluyorsunuz, duygusal zorluğun yanında bahsettiğim şey vücudunuzu tanımak ve bilmediğiniz birçok şeyi öğrenmek de bu tanıklığa dahil. Örneğin genetik olarak yatkınlığınız var mı ? Bağışıklığınız nasıl ? Aldığınız ilaçlara vücudunuz nasıl tepki veriyor ?
Bu meşakkatli süreçte kafası çok karışmış bir hasta ya da hasta yakını olarak bu yazıyı okuyor olabilirsin. Bu sebeple hiç duygusallaştırmak istemiyorum yazımı çünkü bundan başka bir şeye ihtiyacın var biliyorum; başkaları ne yapmış ? seni ne bekliyor ?
Ayrıca bizim en sevmediğimiz şeydi sen çok güçlüsün cümlesi. Hayır ben güçsüz de olabilirim ben ağlayadabilirim, ben kabullenemeyedebilirim ben en nihayetinde bir insanım, benim gücümden sana ne, diyor annem.
İnsanları da anlıyorum aslında ne diyeceklerini de bilemiyor olabilirler ve en klasik söze başvuruyorlar bu sebeple : Sen çok güçlüsün.
Güçlü müsün bilmem ama yalnız olmadığın kesin. Bir başkası atlatmışsa, sen neden yapamayasın ? Korkma ve sahip olduğun bedenin mucizelerine olan inancını asla yitirme..
Nasıl fark ettin ?
Bir süredir göğüsümde bir ağrı vardı, elimle kontrol ettiğimde fındık büyüklüğünde bir beze fark ettim ancak momografimi yaklaşık bir yıl önce yaptırdığım için üzerinde durmadım. İç çamaşırı battı ondan oldu herhalde diye düşündüm. Yaklaşık dört ay sonra ağrımaya ve ağrısı şiddetlenmeye başladı.
Nereden geldiğini bilmediğim, hep şöyle bir bilgi vardı aklımda; ağrıyan bir şey kötü huylu değildir. Bir sürede bezedir geçer diye bekledim artık geçmeyince doktora gittim.
Doktor elle muayene, ultrason ve biyopsinin sonucu olarak üçüncü evre meme kanseri olduğumu söyledi, aynı zamanda lenf noduna da sıçramıştı. Genetik taramalarım temiz çıktı, neden olarak östrojen hormonu yüksekliği olduğu kanısına varıldı. Doktor bendeki kanserin türüne ve yapısına göre önce kemoterapi, sonra ameliyat olarak tedavi sürecine karar verdi.
Kemoterapi nasıldı ?
4 tanesi büyük olmak üzere haftada bir şeklinde 16 kür kemoterapi aldım. Bu süreç çok zorlayıcıydı. Ruhen ve fiziken her yönden de…
Kemoterapi almaya başlayınca saçlarımın dökülmesine müsade etmeden biz hemen kafamı tıraşladık, avuç avuç dökülmeyi görmenin daha üzücü olabileceğini düşündüm o an.
Süreç ilerledikçe el ve ayak tırnaklarım çürüdü. Ilaçtan dolayı ellerimde yanıklar oluştu, galiba ilaç deri altına kaçmış kemoterapi sırasında.
Üstesinden gelebilmek için hep Allah’a sığındım. Çok zordu her şey. Kendimi motive etmeye çalışsam da bir süre sonra vücudum buna el vermemeye başladı.
Ameliyat…
Ameliyattan bir gün önce hastaneye yatış verildi. Ameliyat yaklaşık 1.5-2 saat sürdü. Doktorum ameliyata girmeden önce beni ameliyattaki duruma göre yol haritası belirleyecekleri konusunda bilgilendirdi. Göğüsümü tamamen almak, bir kısmını almak ya da hiç almamak gibi…
Vücudum kemoterapiye olumlu tepki verdiği için ameliyatta göğüslerimi almamışlar. Sadece kanserli bölgeler temizlenmiş ve kapatmadan önce tekrar biyopsi örneği almışlar onun sonucu da yaklaşık bir ay sonra geldi.
Peki bu bir aylık süreçte ne yaptın ?
Ameliyattan sonra kolunuzda kalıcı bir hasar kalmaması için size bazı hareketleri yapmanızı söylüyor doktorlar. Bu hareketleri ameliyattan sonra altı ay ile bir yıla kadar yapmanız önemli. Eğer yapmazsanız kolunuzun ödem toplama ihtimali var ve eğer ödem olursa çok uzun süreler fizik tedavi görmeniz gerekebilir. Ameliyattan sonraki ilk on gün kolunuzu bu hareketler haricinde yormanız yasak.
Ayrıca hemşireler ameliyat olunan tarftaki kolun herhangi bir tıbbi işlem için artık kullanılamayacağını ve bunu gösteren bir bilekliği koluma takıp hiç çıkarmamamı söylediler. Böyle bir durumda lenfatik sistem zarar görebilir lenfödem riski artabilirmiş. Internette birçok sitede yasaklı kol bilekliği/meme kanseri bilekliği olarak bu bileklikleri bulabilirsiniz.
Doktor tarafından bize verilen harketlerin olduğu kağıtları aşağıda paylaşıyoruz, faydalanmak isteyen olursa diye.
Ameliyatın üzerinden bir ay kadar geçti, sonuçlarını aldın. Şimdiki aşama ne ?
Benim tedavim için 28 gün olacak şekilde günde 15 dakikalık radyoterapiye karar verildi. Ek olarak da hormon ilacı alıyorum ve bu ilacı 7 sene kullanacağım. Radyoterapinin yarısına geldim sayılır, herhangi bir yan etki, yanık vs. yaşamadım. Doktorum yanıkların sonlara doğru atış yapılan yerde olabileceğini söyledi. Bunun içinde Madecasol krem önerdi. Radyoterapi bittikten 3-4 ay sonra da tekrar kontrole gideceğim, tüm taramalar tekrar yapılacak.
Genel olarak annemin hastalığını öğrenmesi, kemoterapi süreci, ameliyat, radyoterapi başlangıcı yaklaşık altı ayını aldı. Tedavi sürecinin ne şekilde devam edeceği ve ne kadar süreceği sizin faktörlerinize bağlı olup herkeste değişkenlik gösterebilir.
Bu süreçte doğal yollarla bağışıklığınızı güçlü tutmak yapacapğınız en önemli şey. Kemoterapi döneminden itibaren bitişine kadar anneme düzenli olarak ilikli kemik suyu kaynattık ya çorbalara koydu ya da her gün bir miktar buzdolabına koyduğumuz miktardan çıkarıp içti. Ayrıca her gün mutlaka bir porsiyon meyve yemeye dikkat ederek iki buçuk litre su içti. İnternette o kadar çok şey yapan, o kadar çok tarif veren varki eminiz aklınız karışıyordur. Tabiri caizse kocakarı usulünden uzak durmanızı ve bilinçsizce hiçbir şey tüketmemenizi öneririz, kaldıki doktorlar zaten bu konuda da bilgilendirme yapıyorlar.
Kafa sağlığınız ve beden sağlığınız içinde yürüyüş şart. Annem kempoterapi sonrası çok yorgun olurdu, doktoru ona vücudunun böyle yorgun düşmemesi için günlük kısa yürüyüşler yapmasını önermişti. Kemoterapi dönüşü olmasada bir dahaki haftaya kadar her gün yarım saat yürümeye gayret etti.
Annemin deneyimleri bu şekilde oldu. Ancak ne kadar ameliyatta olsanız asla bitmeyen bir durum bu. Temkinli olmak anlamında diyorum bunu. Hayatınızda daha az strese yer verip, kendinizi, kendi sağlığınızı artık önceliklendirmek zorundasınız. Önce siz…
Şifayla, sağlıkla…
