Christmas tatilinde Viyana’dan trenle nereye gidebiliriz diye düşünürken pek bir seçeneğimiz olmadığını fark ederek gittik Münih’e.
Viyana Hauptbahnhof’tan 5 saatlik ÖBB ile ulaşım sağladığımız rahat tren yolculuğunda yarı karlı manzaraları izleyerek yarı da uyuyarak varıyoruz şehre. O kadar soğuktu ki ne olur ne olmaz diye yanımıza aldığımız eldiven, şapka, atkı ne varsa trenden inerken esen rüzgarın etkisiyle hemen taktık. Viyana’nın çok da soğuk olmadığını anlamamıza yetiyor bu karşılama çünkü resmen ayaz !
1. gün : Marienplatz/Altes Rathaus/Neues Rathaus
Malesef Christmas marketin son günü olması nedeni ile apar topar Marienplatz’a doğru yürüdük. Çünkü pazarın kapanış saati 14.00’dı. Tren istasyonu ve Marienplatz 15 dakikalık bir yürüme mesafesinde. Bu mesafeyi yürürken Münih ile istemsizce Viyana’yı kıyasladık. Münih çok daha çarpık bir kentleşmeye sahip ve çok daha kalabalıktı. Altes Rathaus, Neues Rathaus, Frauenkirche, Theatinerkirche bu noktada görebileceğiniz yerler arasında.
Standları ve dükkanları hızlıca gezdikten sonra karnımızın acıkmasıyla Türk restoranı arayışımız başladı. Viyana’daki Türk restoranlarını çok sevdiğimiz söylenemez, dışarda Türk yemeği yemeyi de özleyince Münih’e bir şans vermek istedik ve yakınlarda Anne’s Restorant’ı bulduk. Çeşit çeşit ev yemeklerini ister tek olarak isterseniz dört çeşitli bir menü yaparak satın alabilirsiniz. Üstelik çay da ikram. (Restorant Linki)
Karnımızı doyurduktan sonra son gece ayarladığımız Motel One Deutches Museum’a doğru gittik. (Otel Linki) Şaşırtıcı olan şu ki günlerce otel fiyatlarına bakmıştık ve karar veremeyince otel seçimini son geceye bıraktık. Daha pahalı olur diye beklerken daha ucuza Booking üzerinden odamızı kiraladık. Otele yürüyerek ulaşım sağladık. Yaklaşık yarım saat sürdü. Otel merkezin çok az dışında yer almasına rağmen, ulaşım zor değil. Yürümenin haricinde ister otobüs isterseniz de metro ile gidebilirsiniz. Yatağımız rahat ve odamız temizdi. Bar kısmında çalışanlar çok yardımsever ve güleryüzlülerdi.Otel çevresinde ne var diye bakınırken yakınlarda bir Türk Meyhanesi olduğunu fark ettik. Ancak rezervasyonumuzun olmaması nedeniyle oturamadık. Ertesi akşama hemen rezervasyon yaptırdık. Detayları ikinci gün kısmında bulabilirsiniz.
2. gün : English Garten
Christmas Marketlerin kapanması ile ertesi gün şehir tamamen sessizliğe bürünmüştü ve dışarıda sadece turist kalabalığı vardı.
Havanın da hafif güneşli olması açık hava etkinliğini uygun hale getirdi ve English Garten’a otelimizden metro istasyonuna geçerek ulaşım sağladık (U3 ve U6 metroları). English Garten Münih’in en büyük parkı. Park, şehir stresi atmak ve uzun yürüyüş yapmak isteyenler için ideal. Biz kışın gittiğimiz için bira bahçelerini (Biergarten) göremesek de Çin Kulesi (Chinesischer Turm) önünde sıcak şarap ve atıştırmalıkların satıldığı küçük Christmas standlarının açık olması soğuk havada içimizi ısıtan cicinstendi.
Akşam yemeği için gittiğimiz meyhanenin adı Keko. Mekanın rahat ve sıcak bir havası vardı. Müzikler, masada yanan mum, çalışanların güleryüzlü oluşu bize iyiki gelmişiz dedirtti. Yemek olarak ızgara tabağı, ciğer ve bir tane de başlangıç tabağı söyledik. İçecek olarak da şalgam ve bir bardak rakı. Ciğer bana göre ızgaradan çok daha lezzetliydi. Totalde 85 € civarı ödedik. (Meyhane Linki)
3. gün : Münih Rezidansı (Residenz München)
Bayern Hanedanlığı tarafından kullanılan Rezidans, farklı bölümleri ile çok geniş bir ziyaret alanı sunuyordu. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nda çok ağır hasar alması nedeni ile bazı alanlar eskisine yakın olarak restore edilmiş ya da yeniden yapılmış. İsterseniz sadece Rezidans’a bilet alabilir isterseniz de farklı bölümleri de birleştirerek kombine bilet oluşturabilirsiniz. Biz biletimizi Cuvilliès Theatre ile birleştirdik. Kraliyet hazinesini merak edenler biletlerine Treasury kısmını da ayrıca ekleyebilirler. Tiyatro salonu bana kendimi eski zamanlardan kalan bir film setindeymişim gibi hissettirdi. Bu arada bilet fiyatlarında öğrenci indirimi de mevcut. Biz gittiğimizde bilet sırası yoktu ama her ihtimale karşı derseniz online bilet seçeneği de mevcut.
Rezidans’ın toplamda 130 odasının olduğunu öğrendik. Popüler odalardan biri olan Antiquarium (Antika Salonu) da bu odalardan birisi. Tadını çıkararak tarihi yapıyı gezmek isteyenlerin vakitlerini uzun olacak şekilde ayarlamaları daha faydalı olacaktır. Biz bu sürede sıkılacağımızı düşünüp çekinerek ziyaret ettik ancak içerideki tarihi dokuyu hissedince zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile.
Rezidans gezimizden birkaç saat sonra Viyana’ya dönüş trenimiz vardı. Bu sebeple tren istasyonuna doğru giderken yemek yiyecek bir yer aradık. Lezzetli İtalyan pizzası yemek isteyenler linke tıklayabilir. Biz gittiğimizde biraz kalabalıktı bu sebeple mi bilmem ama pizzalarımız biraz geç geldi. Ancak pizzalar gerçekten güzel ve doyurucu büyüklükteydi.
Trenimiz dönüşte Varşova istikametine giden Deutsche Bahn’dı. Münih’e giderken bindiğimiz trenin aksine bu tren daha eskiydi. Bir vagonda altı kişi, karşılıklı üçerli koltuklarda oturarak gittik. Ambiyansından mıdır bilmem sıkış tıkış ve daha uzun sürede gitmemize rağmen biz dönüşten daha çok keyif aldık.
