Dört günlük tatilimizde Viyana’ya yakın, araba ile gidebileceğimiz alternatif bir yer ararken Google Maps’e bakmamla keşfettiğim bir yer oldu Slovenya’nın doğası.
Bu tatilde hem biraz uzaklaşmak hem de doğal güzellikleri olan bir yerde, birkaç gün vakit geçirmekti amacımız. Slovenya tam olarak bunu karşıladı.
Rotamız genel olarak şu şekilde oldu:
1. ve 2. gün : Portoroz/Piran
Viyana’dan arabayla Portoroz’a 5 saat sürmesi gereken yolu, yol çalışması nedeni ile 8 saatte gittik.
Portoroz Adriyatik Denizi’ne kıyısı olan tatlı bir kasaba. Bu yüzden Avrupa’da deniz görmek ve kalabalıktan uzak olmak isteyenlerin sevebileceği harika bir alternatif.
Kaldığımız yer Forgotten Garden Apartments adında ücretsiz otoparkı olan sevimli bir yerdi. Fotoğraflarını aşağıda bulabilirsiniz.
Link için tıklayın.
Odaya girdiğimizde gözüme çarpan ilk şey yemyeşil ağaçların arasından gözüken deniz manzarası ile sevimli balkon oldu. Oda birkaç gece kalmak isteyenler için temiz ve konforluydu. Ayrıca çalışanların arkadaşçıl tavırları ve yardımsever yaklaşımları bizi çok mutlu etti. Restorant ve gezilecek yer önerileri istediğimizde bize birkaç yer önerisi ile beraber bir harita verdiler.
İki farklı yer olmasına rağmen Portoroz’dan Piran’ı ayırmanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü otobüsle yalnızca 8-10 dk sürüyor. İki çeşit otobüsle ulaşım sağlamanız mümkün; halk otobüsü ve özel otobüs. Fiyatlar tek yön için 2-3€ arası değişiyor. Ayrıca özel otobüs sadece nakit kabul ederken, halk otobüsünde kredi kartınız ile ödeme yapabiliyorsunuz.
Piran, eski ve dar sokaklara sahip olduğu için arabayla geçiş imkanı vermiyor ancak girişinde arabanızı park edebileceğiniz bir otoparkı mevcut. Bu sebeple Portoroz’dan otobüsle ulaşım sağlamak daha rahat.
Portoroz’da iskele ve güneşlenme imkanı sunan şezlongların olduğu kum sahil mevcut. Piran’da kum sahil olmasa da yine de denize girilen alanlar vardı. Çünkü Piran daha çok sahil kenarında duran tekneleri ile küçük, tatlı bir liman kenti gibiydi. Akşam yemeğini Piran’da Neptun adlı restorantta yedik. İki kişilik kocaman balık tabağı olan menü, lezzetli ve inanılmaz doyurucuydu.
Restorant linki için tıklayın.
Piran’da bize ilginç gelen bir diğer şey de herkesin Almanca konuşuyor olmasıydı. Bizim için Avusturya dışında Almanca konuşmak değişik bir tecrübe oldu .
Piran:
3. gün : Ljubljana
Gelelim 3. güne…
Ljubljana o kadar canlı o kadar gençti ki bizi kendisine hayran bıraktı. Viyana’nın ruhunun ne kadar durağan olduğunu fark ettik desek yeridir.
Nehrin üzerine kurulmuş sağlı sollu capcanlı dükkan ve mekanlardan oluşan küçük bir şehir ama bu şehrin gerçekten ruhu var. Biz gittiğimizde bir festivale denk geldik. Her yerde seyyar yemek standları ve hediyelik eşyacılar vardı.
Ayrıca tam merkezde bir pazar yeride mevcut. Bu pazarda hayatımda yediğim en iri ve lezzetli kirazları yedim desem abartmış olmam. Pazarın iç kısmına doğru ilerlediğinizde ise kıyafet satan yerler var. Pazarlık usulü keten elbiseler aldım ve çok da kaliteliler 🙂 . Ilgilisine duyurulur!
Restorant önerisi olarak da sevimli Balkan sokağı konsepti ile cevapcici yiyebileceğiniz bir yer; buyrun linke.
Biz köfte ve tavuk ızgara tabağı yemiştik. Tavuk ızgarayı çok beğendiğimizi söyleyemem ama köfteler ve pidesi gerçekten lezzetliydi.
Gelelim konaklamaya; Burada sezon olduğundan mıdır bilmem Airbnb’de dahil bütün konaklama seçenekleri çok pahalıydı. Bizde madem öyle en azından rahat bir yerde uyuyalım kahvaltımızı yapalım, havuza da gireriz diyerek 3 gün Four Points Sheraton’da kaldık. Four Points şehir merkezi dışında, orman içerisinde diyebileceğimiz bir alanda. Uber ile 10-11€ gibi bir tutara merkeze gidebiliyorsunuz. Arabayla ulaşım sağlayanlar için ücretsiz otoparkıda mevcut.
4. gün : Vintgar ve Bled
Beni bu gezi için asıl heyecanlandıran yer Vintgar olmuştu. Otelimizden arabaya binip Vintgar için harekete geçtik. Vintgar’a giriş için bilete ihtiyacınız var ve internet sitesinden kendinize uygun saati belirleyerek biletinizi önceden alabilirsiniz (Online bilet için tıklayın.). Biz hangi saatte varacağımızı tam olarak kestiremediğimizden bileti kapıda alma seçeneği vardır diye düşündük. P3 ya da P1 parklarına giderek eğer bilet almadıysanız bilet alabilirsiniz. Araba ile geldiyseniz arabanızı P3 parkına ücretsiz park edebilirsiniz. Buradan aldığınız bilet ile Vintgar için özel olarak oluşturulan otobüslere binip ulaşım sağlıyorsunuz. Otobüs için de ayrıca bir tutar ödemiyorsunuz.
Otobüs 10-15 dk civarı sürüyor. Vintgar’ın girişinde biletinizi gösteriyorsunuz ve size başınızı korumanız için bir kask veriyorlar. Parkı koruyucu kask ile gezmek zorunlu.
Parkur ortalama bir tempoda yaklaşık bir buçuk saatte bitiyor. Çıkarken kaskları bırakıyorsunuz ama otobüsün kalktığı girişe doğru yürümek çıkıştan sonra biraz daha vakit alıyor. Bu noktada rotayı nasıl oluşturacağınız size kalmış. Isterseniz yolu uzatarak hikinge orman içerisinden devam edebiliyorsunuz.
Biz Bled’e de gideceğimiz için kısa olan yolu tercih ettik.
Vintgar’dan arabayla Bled’e yarım saat gibi bir sürede geçebilirsiniz. Bled’de arabanızı ücretli olarak park edebileceğiniz park alanları mevcut (saatlik 4€). Bled’de göl kenarına geldiğinizde kendinizi bir masalda hissediyorsunuz. Muhteşem manzarası, sakinliği, temizliği karşılaştığınız ilk andan itibaren ruhunuzu dinlendirmeye yetiyor.
Bled’de farklı bir tat olarak Slovenya tatlısı Gibanica’yı denedik. Herkesin damak tadı bu noktada ayrışabilir tabi ama ben bu tatlıyı beğendim.
Bled’e dair kimsenin yazmadığını fark ettiğim küçük ama çok eğlenceli bir deneyimimizi paylaşmak istiyorum sizinle.
Gölün kenarında otururken karşıda bir alan olduğunu ve teleferiklerin gidip geldiğini fark ettik. Hemen bakmaya gittik ve Straza Bled adında küçük bir eğlence parkuru ile karşılaştık. Girişinde yine ücretli otopark var.
Parkın aşağısından giriş yapıp teleferikle arkanıza eşsiz Bled manzarasını alarak yukarı doğru çıkıyorsunuz. Aşağı tekrar inmek içinse ya teleferikleri kullanıyorsunuz ya da Tobogganing adındaki küçük raylı arabaları. Bu arabaları denemenizi özellikle öneririm. Manzaraya doğru sürmek çok keyifli.
Parkın linki için tıklayın.
